[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/bbcode.php on line 483: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/functions.php on line 4688: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at [ROOT]/includes/functions.php:3823)
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/functions.php on line 4690: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at [ROOT]/includes/functions.php:3823)
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/functions.php on line 4691: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at [ROOT]/includes/functions.php:3823)
[phpBB Debug] PHP Warning: in file [ROOT]/includes/functions.php on line 4692: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at [ROOT]/includes/functions.php:3823)
Hamshenian Forum • View topic - Aliye Alt - Tarihin ve Bugünün Aynasında Hemşin-Ermenileri

Aliye Alt - Tarihin ve Bugünün Aynasında Hemşin-Ermenileri

-= 114-115 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:46

DEVRİM, REFORM, VE BASKI: 1890'LARDA TREBİZOND ERMENİLERİ

Barbara J. Mergueryan,
Uluslararası Ermeni Kadınları'Birliği

Ondökuzuncu yüzyılda Osmanlı Türk devletini ve toplumunu tanımlayan değişken reform ve baskı akımları 1890'larda bir dönüm noktasına ulaştı. Sultan Abdül Hamit, hükümetini ve ulusunu güçlendirecek reformları uygulamaya koymak yerine, Ermeni katliamı olarak bilinen kanlı eylemlere başvurdu. Yabancı güçlerin baskısına yanıt olarak 1895 Ekiminde bir reform kararnamesine imza koyan Sultan, bir yandan da çoğu imparatorluk dışından olan küçük Ermeni gruplarının devrimci eylemlerini mazeret göstererek Ermeni tebaasının üzerindeki baskıyı arttırmaya hazırlanıyordu.

İlk şiddet patlaması aynı ay içinde, 1895 Ekiminde Trebizond'da Ermeni oldukları varsayılan suikastçılar tarafından iki Türk subayının öldürülme teşebbüsünden hemen sonra gerçekleşti. Uyarıda bulunulmadan kentin Ermeni nüfusu saldırıya uğradı, erkekler Öldürüldü, mallan yağma ve tahrip olundu; Ermeniler yoksulluğa mahkum edildiler. İzleyen haftalar ve aylar boyunca, imparatorlukta Ermeni nüfusun toplandığı diğer merkezlerde benzer patlamalar yaşandı.

Bu çalışma 1890'larda Trebizond bölgesindeki Ermeni toplumunu, Ekim katliamını ve sonrasındaki durumu betimleyecektir. Trebizond'daki Ermeniler ile Osmanlı İmparatorluğu'nun diğer merkezlerindekilerin durumları arasındaki benzerliklere ve farklılıklara dikkat çekilecektir.

Olaylar hakkında emsalsiz bir değerlendirme de, beklemedikleri bir anda kendilerini Trebizond'daki şiddet olaylarının içinde kapana kısılmış bulan iki Amerikan diplomatından temin edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nda tırmanan huzursuzluk yüzünden Birleşik Amerika hükümeti Türkiye'nin iç bölgelerine iki konsolosluk tesis tetmiş, Robert S. Chilton, Jr.'ı Erzurum'a, William Dulany Hunter'ı da Kharpert'e (Ç.N. Harput) atamıştı. İki adam görev yerlerine gitmek üzere Trebizond'a vardıklarında kendilerini şiddetin ortasında buldular. Sükunet sağlanana kadar İngiliz konsolosunun korumasına alındılar; başkentteki Birleşik Amerika konsolosunun Türkiye'nin iç bölgelerinin fazla tehlikeli olduğuna karar vermesinin ardından kendilerine Konstantinopl'a, oradan da eve dönmeleri talimatı verildi.

Bu çalışmadaki bilgiler Ermeni ve Türk kaynaklarının yanı sıra İngiliz ve Ermeni diplomatik kayıtlarından alınmıştır.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 116-118 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:47

ARTVİN-ARDANUÇ (TARİHİ KLARİK) BÖLGESİ

Aleksandr Kananov,
Ermeni Mimarisi Üzerine İnceleme, Erivan

Günümüz Türkiye'sinin kuzeydoğu ucunda yer alan Artvin ve Ardanuç kentlerinin bulunduğu kuşak, tarihi Klarik (Gürcüce Klareti) bölgesinin ana bölümüyle aynı yörededir. Bu havali, çok farklı tarihi-coğrafi olaylar yüzünden özel ve dikkat çekici bir yazgıya sahiptir.

Özgün kaynaklardan elde edilen verilere göre, Çoruh ve kollarının alt bölgelerdeki yatağı üzerinde yer alan Klarik'in deniz kıyısı tarafında Gürcüler de bulunmakla birlikte, Çoruh yatağı boyunca nüfusun Ermenilerden oluştuğu anlaşılmıştır. O dönemde Klarik'e ve Ermeni platosunun muhtelif kısımlarına gelip yerleşen İskit kabileleri, politik üstünlüklerine rağmen zaman içinde Ermeni Hint-Avrupa ailesine mensup nüfus ile asimile olmuşlardır.

İ.Ö. 6. yüzyılda Van Krallığı'nın dağılmasıyla birlikte, 6.-3. yüzyıllar arasında Klarik, komşusu Tayk ile beraber Ervandunyatlar Ermenistanı'nın parçası olmuştur. Ermenilerle Silifkelilerin mücadelesinden yarar sağlayan ve Silifke'den askeri destek alan Virk Krallığı (Gürcistan) İ.Ö. 270'lerde Ermenistan'ın kuzeyinde kuruldu ve Gugark, Tayk ve Klarik yörelerini Ermenistan'dan kopardı. Ama çok kısa bir süre sonra, İ.Ö. 189-160 arasında Metz Hayk (Büyük Ermenistan) kralı I. Artaşes zamanında bu bölgeler yeniden Ermeni devletine ve kültürel dünyasına dahil edildi. Klarik, İ.S. 428'de Arşakunyatlar Krallığı'nın yıkılmasına kadar Mets Hayk'ın parçası olarak kaldı. Arşakunyatlar'ın çöküşünden sonra Klarik, İran Krallar Kralının hükmüyle Gugark beyliğine (bdeşkutyun) katıldı. 387'de Mets Hayk , yarı - bağımlı bir idari bölge birimi olarak Virk'e bağlandığında, Gugark Beyliği zaten Virk'e katılmış olunuyordu.

5.-8. yüzyıllarda Klarik'deki Gürcü devlet politikasının ağırlığı artmaya başladı. Bunun temel nedeni, Ermenistan ile Gürcistan'ın dinsel açıdan bölünme sürecinde Klarik'in Gürcistan piskoposluğunun dini yetke sınırları içinde bulunmasıydı.

Arap yönetimi döneminde, Klarik Ermeni Genel Valiliğinin parçasıydı. Sürüp giden Arap - Bizans çatışmalarıyla birlikte Arap Halifesinin zayıflaması, Bizans Pontusu'na sınır komşusu olan Klarik'de politik - kültürel alandaki Bizans etkisini arttırdı. 8. yüzyılın sonlarında Arap zulmünden kaçan Vasak Bagratuni Klarik'e yerleşip yeni bir güç oluşturdu. Torunu Aşot Bizans-Kalkedonya (Kadıköy) inancını benimsedi ve kendisine Bizans İmparatorluğu tarafından 'curopalate' unvanı verildi.

Kalsedonya inancı yüzünden ana Ermeni kitlelerinden ayrılan Bagratunis'in bu kolu, politik hedeflerini siyasi açıdan bölünmüş ve ortak günah çıkaran Gürcü dünyasına çevirip, bu amaçla dini ibadet dilini de Gürcüce olarak değiştirdi.

Daha önceden Kalsedonya inancını kabullenmiş olan Ermeni kökenli nüfusun büyük çoğunluğu, Gürcistan'ın politik ve dini egemenliği sonucu Gürcüleşmişlerdi. Bununla birlikte, bölgede aynı zamanda Ermeni ulusal kilisesinin yetke sınırları içinde bulunan ve Ermenice konuşan büyük bir nüfus da mevcuttu.

16. yüzyılın ortasından itibaren bu yöre Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altına girdi. Dini zulümden kurtulmak amacıyla, Gürcüleştirilmiş Ermeni nüfusun çoğu ve yerli olmayan Gürcü etnik unsurlar İslamiyeti kabul ettiler. Geri kalan Ermeniler de ulusal kiliseleriyle bağlantılarının kesilmesi ve bölgeye dağılmış bir azınlık haline gelmeleri yüzünden Katolik inancı kabul edip Katolik cemaati ile karıştılar.

1914-21 arasında Ermeni nüfustan kalanlar bölgeyi terke zorlandılar; ve artık bu bölgede hiç Ermeni kalmadı. Diğer yandan, Kandza, Şatberd, Opiza- Tbet, Doliskan'dakilerin yanı sıra İskan, Banak, Oşk, Parkar, Çordvan, ve Tayk'ın komşu olduğu Kaku'nun ünlü manastır külliyeleri sayesinde daha önce örneği olmayan bir Gürcü dinsel - kültürel rönesansı gerçekleşmişti; ve bunun temellerini Kalsedonya doktrinini benimsemiş olan bölge Ermenilerinin 400 yıllık edebi ve bilimsel mirası oluşturmuştu. Çağdaş Gürcistan'daki siyasi birleşime en fazla katkıda bulunan bu rönesanstı.

Kalsedonya Ermenileri tarafından dikilen anıtlar günümüze kadar Gürcü eserleri olarak tanıtılagelmiştir; oysa aslında yörede mevcut malzeme ve edebi kültür Gürcü kültüründen yapay bir şekilde yalıtılmadığı takdirde Ermeni halkının bir bölümünün emsalsiz kültürel mirasını temsil eder.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 119-120 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:47

ERMENİ KENT MERKEZLERİNİN KALINTILARI VE PONTUS'UN MİMARİ MİRASI

David Kertmenciyan,
Erivan Devlet Üniversitesi Mimarlık ve İnşaat Bölümü

Ermeni tarzı şehir planlamacılığı tarihi Ermeni mirasının ana dallarından biri olmakla birlikte üzerinde yeterince çalışılmamıştır. Bu alan Ermeniloji ve genel anlamda tarihsel çalışmalar için temel öneme sahiptir. Birçok çalışmaya, belirli kentlere ait araştırma seferi malzemelerine, gezi betimlemelerine, ve kullanıma hazır diğer arşiv belgelerine karşın, bu konu sadece kısmen araştırılmıştır. Aslında henüz hiçbir net sınıflandırma ve genelleştirme yapılmış değildir. Bu kapsamda, ve kentsel tipleri göz önüne alınmaksızın, Ermeni şehirleri üç yöresel grupta sınıflandırılabilir: 1/ Merkezi Ermenistan'a ait olanlar, 2/ Kilikya'ya (Çukurova) ait olanlar, ve 3/ İkisi arasında uzanan yerleşim birimleri. Aslında ilk iki bölge'ile ilgili bazı çalışmalar mevcuttur. Önemine karşın, sonuncu yöresel grup üzerinde bugüne kadar uygun biçimde çalışılmamıştır. Bu havalinin kapsamına Karadeniz'in güney kıyı bölgesi ve Pontus, özellikle Sinop, Trebizond, Amasya, ŞebinKarahisar ve Baberd (Bayburt) girmektedir. Burası aynı zamanda Hemşin bölgesidir.

Bu çalışma Karadeniz bölgesindeki yerleşimleri Ermeni muhitlerindeki planlama ve mimari gelenekler açısından incelemektedir. Çalışmanın amaçlan aşağıdadır:

1. Ermeni nüfus bulunan bölgenin kentlerinin ve yerleşim birimlerinin kataloğunun çıkarılması.

2. Mevcut şehir planlarında ya da tanımlamalarda Ermeni yerleşimlerinin izahı.

3. Bağlantılı kentlerin Ermeni ulusal binalarının kataloğunun çıkarılması.

4. Bu kentlerin Merkezi Ermenistan ve Çukurova Ermenistanı'ndaki örneklerle karşılaştırmalı analizi.

5. Mevcut Ermeni ulusal binalarının mimari özelliklerinin incelenmesi.

Çalışmayı geliştiren mevcut kaynaklar arasında Gh. İnciciyan, M. Biceskiyan, H. Taşyan, Atrpet, A. Miktaryants, Ev. Çelebi'ya ait tarih çalışmaları, Konstantinopl Ermeni okulu ile Avrupalı gezginler tarafından yapılmış ve Rus askeri arşivlerinden temin edilmiş bir takım malzemelerle gerçekleştirilmiş bazı topografik tanımlamalar; 1915 Soykırımı sonrası A. Alboyacıyan, A. Gabriel, S. Zotsikyan, E. Diez, O. Aslanapa, C. Mango, S. H. Simonyan, S. Vardanyan tarafından yapılmış yayınlar ve diğer karşılaştırmalı paralel Türk yayınları bulunmaktadır.

Karadeniz'in güney kıyılarından Akdeniz'e doğru batıda Kapadokya ve Kilikya, doğuda Merkezi Ermenistan arasında uzanan (çalışmanın alanını da kapsayan) bölge, geleneksel dünya kültürü çerçevesinde çok büyük öneme sahiptir. En önemli kentlerin kalıtları dahilinde Ermeni kültürünün birçok örnekleri bulunur (kiliseler, kervansaraylar, ulusal kullanım için toplumsal ve idari binalar, konut örnekleri, okullar, vb.) ve bunlar yalnızca Ermeni mirası açısından değil, Rum, Helenistik, Roma, Arap, Selçuklu, Gürcü ve Osmanlı kültürlerinin alışverişi açısından da araştırılmalıdır.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 121-122 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:47

KARADENİZ'DE AZZI-HAYASA ERMENİ KÖKENLERİNE İLİŞKİN BİR BAŞKA BİLMECE

Vartan Matosyan,
Salvador Üniversitesi, Buenos Aires ve Hovanasyan Okulu

Ermeni halkının kökenlerinin ilk başına ilişkin bir sürü şaşırtıcı unsur bulunuyor. İ.Ö. 14.-13. yüzyıllardaki Hitit yazılarında Azzi ya da Hayasa olarak adı geçen bölge, aşikâr nedenlerden (Ermenilerin kendilerine koydukları isim, hay' a olan benzerliğinden) ötürü 1920'lerden beri bilimsel ilgi uyandırmaktadır. Ancak kaynakların azlığı net bir sonuca varmaya engel olmuştur. Bir yanda özellikle Ermeni olmayan yazarlarca yapılan, Hayasa'nın Ermenilerle nerdeyse hiç ilgisinin olmadığı görüşü vardır. Karşı tarafta ise Ermeni araştırmacılar Azzi-Hayasa ile Ermeniler arasında herhangi bir ilişki olasılığını ortaya çıkarmak için tarihsel ve dibilimsel izleri sürmektedirler.

Örneğin önemli Rus Oryantalisti Igor Diakonoff, bu konuda İngilizceye çevrilmiş bulunan en etraflı inceleme olan Ermeni Halkının Tarih-Öncesi (1984; Rusça orijinali 1968) adlı etkileyici çalışmasında Azzi-Hayasa'nın Karadeniz'e dökülen Hartsit ve Djorokh (Çoruh) nehirlerinin vadileri boyunca yer aldığını belirtir. Böylelikle, bu ülkeyi Ermeni platosunun dışına yerleştirir, ancak bir noktada, zaman içinde gücünün Yukarı Euphrates'e (Fırat) kadar yayılmış olabileceğini de teslim eder. Azzi-Hayasa'da konuşulan dilin ya Hattik (Kuzeybatı Kafkasya) ya da Huryan grubuna ait olduğunu, her iki halde de Hint-Avrupa dilleriyle ilgili olmadığı için Ermenice ile herhangi bir bağlantısı olamayacağını ileri sürmüştür.

Diğer yanda ise, Ermenice konusunda en iyi dilbilim araştırmacılarından biri olan Gevork Zahukyan'ın ilk kez belirttiğine göre (1961, 1976, 1987) bölgede konuşulan dil (Hititçe ve Küçük Asya'nın kaybolmuş diğer dilleri gibi) Hint - Avrupa dilleri grubundandı ve onun Anadolu kolunde yer alıyordu. Bununla birlikte, kendisi konuyu bir kez daha incelediğinde Hayasa dilinin aslında Ermenice olabileceği sonucuna varmıştır (İngilizce makale, 1990; geniş kapsamlı Rusça orijinali, 1988).

Bu rapor konuyu coğrafya ve dilbilim açısından bir kez daha incelemeye çalışacak; bu süreçte Azzi-Hayasa ve onun komşularıyla ilişkileri konusunda mevcut tarihsel belgeleri değerlendirmeye alacaktır.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 123-124 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:48

ORDU VE PONTUS'A YOLCULUK

Vartiter Kotçolozyan Hovannisyan,
Kaiser-Permanente Tıp Grubu

Tarihi Ermenistan kentleri ve taşraları hakkında 1997'dan beri gerçekleştirilen UCLA konferansları, akademik çalışmalara zenginlik katmış ve bir zamanlar refah içindeki başarılı Ermeni nüfusunun merkezleri üzerindeki unutkanlık perdesini kaldırarak toplumu aydınlatmıştır. Bu akademik konferanslar tarihi Batı Ermenistan, Kilikya ve diğer Ermeni merkezlerinin altı bölgesi üzerinde antik çağlardan 1915 felaketine kadar olan zaman sürecine odaklanmaktadır.

Bu onuncu konferans bizi Pontus-Karadeniz bölgesine getiriyor. Benim sunum, 1995 yazına ilişkin kendi deneyimlerim ve gözlemlerimi temel almaktadır. Çoğunluğu San Joaquin Vadisi ve Los Angeles'dan gelen öğretmenler olmak üzere bir grup Amerikalı Ermeniyle birlikte, atalarımızın doğdukları kentleri, köyleri, evleri keşfetmek ve araştırmak üzere yola çıktık. İstanbul'dan başlayıp Orta Anadolu'yu kat ettik, ve Ermeni Platosu (yeni adı Doğu Anadolu) boyunca tarihi Ermenistan şehirleri ve köylerini geçerek Karadeniz'e ulaştık.

Bu sunu, bu konferanslarda alışılagelmiş bilimsel normlara uymayacaktır. Bundan ziyade, hâlâ daha taze olan organik ayak izlerinin bir anlatımı, gelişen bir gerçekliğin kaynaklarını tanımlama sayılabilir. Bu deneyim babamın Karin/Erzurum bölgesindeki köyü Tsitogh ile, Karadeniz boyunca uzanan fındık bahçeleriyle şirin bir belde olan annemin memleketi Ordu'da yaşanmıştır. Bu yolculuk; karma eğitim yapan okulları, Avrupa'dan ithal edilen çeşitli eşyalarıyla Ordu'da yerleşik ilerici Ermeni toplumunu; sürgünler, katliamlar, din değiştirme baskılarının cehennemine yuvarlanışlarını; ve neredeyse tümüyle yitirilmiş kültürlerini, dillerini, dinlerini ve ortak ulusal kimliklerini yeniden elde etmek için verdikleri mücadeleyi anlatan ve ağızdan ağıza geçen birçok öyküyü tekrar ortaya çıkardı. Eski malikânelerin ve kiliselerin dış duvarları, uzaklardan gelen yolculara sessiz tanıklıklanyla hüzünlü bir hoş geldin demekteler.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 125-126 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:48

HOMŞETSMA: HAMŞEN'İN MÜSLÜMAN ERMENİLERİNİN DİLİ

Bert Vaux, Harvard Üniversitesi

Ermeni kökenli bir Müslüman topluluk olan Hemşinlilerin, Türkiye'nin Artvin ve Rize bölgelerinde (Benninghaus,1989, Vaux 2001) hâlâ büyük bir nüfusa sahip oldukları az bilinen bir gerçektir. Üstelik Artvin Hemşinlileri hâlâ Ermenicenin batı lehçelerinden birini (buna homşetsma adını veriyorlar) konuşmakta olup, Köprücü'nün genç Hemşinlilerinden birinden alınan aşağıdaki örnekte bunu görebiliriz:

engerdake meg meg eguşi gebçi gun 'arkadaşlar birer birer gelmeye başlıyor'

Rize Hemşinlileri Türkçe konuşmakla birlikte, Ermenice sözcükler ve Ermeni âdetleri konusunda büyük bir zenginliğe sahiptirler (Blsing 1992, 1995). Bu konuşmamda geçtiğimiz yedi yıl içinde Yukarı Rize, Köprücü ve Krasnodar'ın (Rusya) Müslüman Hemşinlileri ve Novyj Afon'un (Abhazya) Hıristiyan Hemşinlileri ile yaptığım alan çalışmasının sonuçlarını (ses ve görüntü bantlarıyla birlikte) sunacağım. Hıristiyan Hemşinliler aslında Abhazya ve Rusya'ya Canik ve havalisinden gelmiş bulunuyorlar; bunun nedeni de son yüzyıllarda Osmanlı idaresinin kuzeydoğudaki azınlıklar üzerinde uyguladığı din değiştirme baskısından kaçmaktır. Artvin Hemşinlileri gibi onlar da yalnızca Hamşen bölgesinde konuşulan Ermenice lehçesini korumuşlardır, ancak alt lehçeleri Artvin'de konuşulandan çok yönlü farklılıklar göstermektedir.

Bu konuşmada, Hamşen alt lehçelerinin birbirlerinden farklılık gösterdiğini; bazı özelliklerini ve bunların bir grup olarak Batı Ermenicesinin diğer türlerinden nerelerde ayrıldığını anahatlarıyla göstereceğim. Aynı zamanda özdeyişlerinde ve halk hikâyelerinde sergilendiği şekliyle Müslüman Hemşinli kültürüne odaklanacak, ve özellikle Müslümanlaştırmanın Hıristiyan Ermeni mirası üzerindeki etkilerine dikkat çekeceğiz.

Referanslar

Blaesing, Uwe. 1992. Armensiches Lehngut im Turkeiturkischen am Beispiel von Hemshin. Amsterdam: Rodopi.

Blaesing, Uwe. 1995. Armenisch-Turkisch: Etymologische Betrachtungen ausgehend von Materialenaus dem Hemshingebiet. Amsterdam: Rodopi.

Benninghaus, Rudiger. 1989. Zur Herkunft und Identitaet der Hemshinli. Türkiye Cumhuriyetinde Etnik Gruplar'ın içinde, R. Benninghaus ve P. Andrews, eds. Wiesbaden: Ludwig Reichert Verlag. Türkçesi: Tümzamanlar Yayıncılık, 1992.

Vaux, Bert. 2001. "Hemşinli: Unutulmuş Karadeniz Ermenileri," Ermeni Araştırmaları Jurnali 6.2:47-71.
Last edited by artem on 28 Nov 2007, 09:48, edited 2 times in total.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 127 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:48

HEMŞİNLİLERDE TARİH VE KİMLİK

Hovann Simonyan,
Güney California Üniversitesi

Pontus'un doğu bölümünde yerleşmiş olan Hemşin bölgesi Ermenileri, 18. yüzyılın başlarındaki zorunlu Müslümanlaştırmadan derinden etkilendiler. Pontus Rumları ve bazı Arnavut topluluklarında olduğu gibi, dönüştürme çoğunlukla başlangıçta yalnızca zahiriydi; bu yüzden takip eden yüzyıllarda gizli - Hıristiyanlar (Kes-Kes, Ermenice yarı yarıya) Hemşin nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyorlardı.

Fransız gezgin Cuinet, 1890'da Hemşinlilerin hâlâ çocuklarını vaftiz ettiklerini aktarıyor. Hemşinliler günümüze kadar Vartevar'ı kutlayagelmişlerdir; olayın orijinal dini anlamı yok olmuş gibi görünse de, bu her yaz dağlardaki kırlarda bir festivalle kutlanan İsa'nın görünüm değiştirmesi yortusudur. Üstelik Hemşinliler Ermeni dilini korumuşlar, ve böylelikle Ermenice konuşan tek Müslüman toplumu haline gelmişlerdir. Hemşinlilerin İslamiyete döndürülmesi çerçevesindeki tarihi koşulları ve döndürülen toplumun bundan sonra gizli-Hıristiyan uygulamalarını muhafaza etmelerine kısa bir girişin ardından, bu çalışma İslamiyete bağlılık ile Ermenice dilinin kullanılması gibi iki zıt kutup çevresinde geliştirilen çağdaş bir Hemşin kimliğinin doğması üzerinde yoğunlaşacaktır.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 128 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:53

KARANLIK ÇAĞLAR BOYUNCA ERMENİ ELYAZMALARINDAKİ TEZHİPLER: HAMŞEN İMGELERİ

Christina Maranci,
Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi

Ermeni elyazmalarının resimlenmesi ile ilglili bilgilerde, belirli dönemler kültürel zirveler olarak ısrarla övülmektedir: örneğin Büyük Ermenistan'da onuncu yüzyıl ve onbirinci yüzyılın başlan ile, Kilikya Ermeni Krallığı'nda onüçüncü ve ondördüncü yüzyıllar. Bunun aksine, onaltıncı yüzyıl bilimsel olarak ilgi çekmemiştir. Bu dönemde Osmanlı İmparatoruğu Ermenileri zorlu bir siyasal ve ekonomik düşüş yaşamışlar; bunun doğal sonuçları da sanatsal ürünlerine yansımıştır. Onbeşinciye oranla onaltıncı yüzyıldan kalan elyazmalarının sayısı çok azdır; ve 1520'lerin başlarıyla 1540'ların başlan arasında, Sultan Selim'in doğu seferleri sırasında hemen hemen hiç elyazması kopyalanmamıştır.

Ancak tam da bu dönemde, Karadeniz kıyısında bir Ermeni bölgesi olan Hamşen'de elyazması üretiminde bir patlama yaşandı. Doğal bir hatla tahkim edilmiş bulunan bölge, göreli bir politik ve askeri özerklikten faydalanmayı sürdürmüş, hakkâklar ve ressamlardan oluşan canlı bir topluma yuva olmuştur. Böylelikle günümüzde Ermenistan, Ürdün, Birleşik Amerika ve Avrupa'da çok sayıda kütüphanede bulunan, Hamşen'de yazılmış tezhipli elyazmalarında, asırlık geleneklerin, Ermeni sanatındaki en karanlık dönemlerden biri olarak bilinen süreç boyunca eşine az rastlanır bir şekilde varlıklarını sürdürdüklerine tanık oluyoruz.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 129-130 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:53

HAMŞENTSİS/HEMŞİNLİLERİN MÜSLÜMANLAŞTIRILMASI

Claire Muradyan,
Centre d'etudes du monde russe, sovietique et post-sovietique, Paris

17. yüzyılın sonundan başlanarak İslamiyet kabul ettirilen bir sınır bölgesi olan Hamşen'in Ermenileri, tanınmış Fransız dilbilimci ve antropolog George Dumezil'in 1960'larda yaptığı araştırmalarda da kanıtladığı gibi, 20. yüzyıla kadar dilleri Ermeniceyi kullanmayı sürdürdüler. Bu halkın bir kısmı Karadeniz'in Rus kıyılarına (Acarya ve Abhazya) kaçmış, ve komşuları Mesketyanlar (Müslümanlaştırılmış ve Türkleştirilmiş Gürcüler) gibi gibi Kafkasya'nın diğer "cezalandırılan halklar"ı ile birlikte, Stalin tarafından sürgüne gönderilmiştir.

Bu çalışma, Müslümanlaştırmayı dinsel değil de siyasi açıdan, imparatorluğun sınır bölgelerini güçlendirmek amaçlı uygulamalarını aydınlatmaya yönelik bir olgu halinde sunmaktadır. Nasıl döndürülmüşler, ve bu hangi politik ve uluslararası koşullar çerçevesinde yapılmıştır? Zorlama var mıdır; yoksa- örneğin Hıristiyanların vergilerinin affedilmesi gibi-fırsatçı bir yöntem mi izlenmiştir? Gizli-Hıristiyanlığın en az 19. yüzyılın sonuna dek sürdüğü hakkında tanıklıklar bulunduğuna göre, bu dönüş ne ölçüde samimidir? Dini ve ulusal kimlikler nasıl' üst üste binmektedir? Bazı soruları yanıtlamak için Müslümanlaştırılan Pontus Rumları ve Lazlar ile ilgili olarak yapılacak karşılaştırmalı çalışmaların yaran açık olmakla birlikte, bu çalışma temelde özellikle Ermeni kaynaklarını ve yakın tarihli bir takım batılı etnografık araştırmalardan edinilen bilgilen sunma, ve Ermeniler kadar Türkler için de tabu olan bir konuyu aksettirme amacı taşımaktadır.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 131-132 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:53

HEMŞEN'İN TEMELLERİ VE ERMENİ KÖKENİNİN ÇIKIŞ EFSANESİ, KOŞUTLUKLAR VE BAĞLANTILAR

A. Elizabeth Redgate,
Newcastle Upon Tyne Üniversitesi

Hamşen toplumunun kökenleri Vardapet Lewond'un (Ghevond) Tarih' ine göre 791'de Arap baskısından kaçmak için Şapuh ve Hamam Amatuni'nin önderliğinde, Bizans İmparatorluğu'na Gürcistan sınırı yakınlarında yapılan kitlesel göçe dayanmaktadır. Lewond sayımsal açıdan kuşku götürür, ama nüfusun yansını kapsayan bu harekete atfettiği öneme diyecek yoktur; verdiği rakama-12,000'in üzerinde-gelince, Eski Ahit'teki on iki İsrail kabilesini çağnştırma amaçlı olabilir. Bu çalışma, 790'lardaki göç ile gelişme arasındaki olası bağlantıları; İberyalı (Kafkasya'da bir bölge) Bagratunilerin konumlan, imajları ve meşruiyetleri bağlamında Eski Ahit'in Kral Davut soyundan gelmekte oldukları iddialarını araştırma amacı taşımaktadır.

Olayın boyutları ve Lewond'un anlatımı, Ermenistan'da büyük bir hizipleşmeyi, saygı ve itaat peşindeki politik liderlerin talep ve karşı-talepleriyle ilgili manevralarını cesaretlendirecek ideolojik konulan içeren bir aynlıkçı siyaseti akla getirmektedir. 791 krizinin ardından, yıllar boyunca Mamikonyan-Bagratuni siyasetinin farklılıklarına (başkaldırma ya da boyun eğme) ve bir üstünlük savaşına tanık olundu. Bu süreçte aynı zamanda İtalya'da Bagratunilerin bir kolunun oluşturulması ve bu kolun Davut soyundan gelindiği konusunda yaydığı fikirler sonucunda antik nakarar evlerinin birçoğunun çöküşü, bir kısmının ortadan tümüyle kalkması; Bagratunilerin Artsrunilerle dokuzuncu yüzyıl boyunca sürecek çekişmesini başlatmıştır ki bu da sekizinci yüzyıldaki karışıklıklar esnasında sivrilen direniş hareketiyle ve büyük acıların yaşanmasıyla yakından bağlantılıdır.

Lewond'un tarihi, Bizans'ın ilhak eylemleriyle ilişkilendirilen onbirinci yüzyıl hareketlerinin bir habercisi olan Amatuni göçünü takip eden, kilisenin Araplarca imhasına dair birkaç olayın anlatımıyla 791'de sona ermektedir. O günlerde eski topraklarda ya da kuzeyde İberyalı Bagratuniler ve Amatunilerle, kimliğini ortaya koyma zorunluluğu yüzünden gelecek belirsiz görünmüş olmalı.

Bagratuniler sekizinci yüzyılın olaylarından kârlı çıkmışlardı, ama konumları çok da sağlam değildi; Ermenilerin korku ve saygılarından pek fazla emin değildiler. Batılı bilim adamlarının çoğu, Khoren'li Musa'nın Tarih' ini, kısmen sekizinci yüzyıldaki Bagratuni üstünlüğünü açıklamak, mazur göstermek ve emniyete almak için bir girişim olarak görürler. Hıyanet etme baskılarına karşı kuvvetle direnen bu halkın köklerini Yahudi olarak sunması, Araplara karşı sekizinci yüzyıldaki isyana katılma konusundaki isteksizliklerini 'dengelemek' için olabilir. Musa, garip bir şekilde, Amatunilere Yahudi kahraman Samson'un atalığından bir soy vermektedir. Bilim adamları bu konuda çeşitli açıklamalar getirmişlerdir; başka bir olasılık da Amatuni iddiasını yansıttığı yönündedir; bu onların beşinci-ve sekizinci- yüzyıllardaki isyanlarının kahramanlık kayıtlarıyla alakalı olarak geliştirilmiş olabilir. Bu iddia yeni topraklara göçlerinde Amatunilerin işine yaramış, 790'larda Bagratuniler için bir utanç kaynağı olmuş olabilir; ayrıca, Davut'un soyundan gelme iddiasını benimsemiş olan çevredeki İberyalı Bagratunilerin üstünlüklerinin ifadesi ve güvencesi olmak suretiyle gelişimlerini hızlandırmış olabilir. Musa'nın Amatuni taraftarı pasajları ve Davut'un soyundan gelme iddialarını atlaması, onun Tarih' ini 790'lar öncesine tarihlendirmemiz konusunda bizi yüreklendirebilir.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 133-134 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:53

7. VE 8. YÜZYILLARDA ARMENIAKON EYALETİ

Mikael Nişanyan,
Üniversite de Paris

Armeniakon eyaleti neydi? Bazı bilim adamları bu eyaletin ismini yöredeki Ermenilerin güçlü varlığından aldığını savlamışlar. Diğerleri, adının eski Roma şehri VI. Armenia'dan geldiğini ileri sürmüşler. J. Haldon'un inandırıcı biçimde savunduğuna göre, 668'deki yeni Bizans eyaletlerinin isimleri sınır ordularından gelmekteymiş: Magister Militum Per Armeniian, Per Orientem, Per Thraciam. Ancak yeni kuşak bilim adamları Armeniakon'un Ermeni generallerce yönetilen ve Ermeni nüfusun toplandığı önemli bir bölge olduğunu göstermeye çalışmışlardır. Bu konuda en ünlü örnek, imparator Theophilus'un eşi; babası ve amcası dokuzuncu yüzyılın başında Bizans İmparatorluğu'ndaki idari bölgelerden Armeniac'da subay olarak görev yapan III. Michael'in da annesi olan imparatoriçe Theodora'dır. Armeniac bölgesinde, imparatorluk içinde göze çarpan başka aktif Ermeni subayları da vardı: imparator V. Leo'nun babası Bardas Artsruni, ki sekizinci yüzyılın sonunda Armeniakon'da stratejik görevde bulunmuştur; aynı konumda olup 778'de Araplara karşı bir zafer kazanan Varaz-Tiroz Bagratuni; imparatoriçe İrene tarafından yine aynı görevle Armeniac bölgesine, bölge ordusunun öfkesini yatıştırmak üzere yollanan ve genç VI. Konstantin'in haklarını korumaya hevesli Alexis 'Mousoulem' Mamikonyan. Sonuncunun bu nazik göreve bölgedeki bağlantılarından ötürü getirildiğine kuşku yoktur. Kişiler gözden geçirildiğinde, bu hızlı özet bölgedeki en önemli nakarar ailelerinin arasındaki akrabalık bağlarının ayırdına varmayı kolaylaştırmaktadır.

Konuyu anlamak için ilk yapılacak iş, Armeniac adlı bu Bizans idare bölgesinin yerini belirlemektir. Armeniakon' un hiçbir bölgesi asla Ermenistan krallığının bir parçası olmamıştır. Burası Pontus'da yer alıyordu; yedinci ve sekizinci yüzyıllarda Bizans İmparatorluğu'nun kuzeydoğu bölümünü temsil ediyordu; imparatorluğun en büyük eyaletlerinden ya da idare bölgelerinden biri olduğuna kuşku olmamakla birlikte, en zengini değildi; bunun nedeni de sınır eyaleti konumu yüzünden sürekli olarak Arapların saldırılarına maruz kalmasıydı. İki doğu eyaleti, Armeniakon ve Anatoliakon idari bölgeleri, imparatorlukta özel bir öneme sahiptiler (aslında generaller-askeri sınıf-Konstantinopl'da kraliyet maiyetinde ruhban sınıfının önünde yer alıyordu); ilk baştan beri Arap askeri gücünü bastırmak ve geri püskürtmek amacıyla biçimlendirilmişlerdi. Zaten bu amaç generallerin atanmalarının ana nedeniydi. Ermenistan ve İran sınırında konuşlanmış Bizans orduları, 640'larda Doğu Anadolu bölgesine çekilmek zorunda kaldılar. İşgal edilen Ermenistan'dan gelen önemli sayıda Ermeni, Hıristiyan imparatorluğa sığındı; birbirlerinden farklı nedenleri vardı; bazıları topraklarını yitirdiği için kaçmıştı; bazıları Hıristiyan inançları yüzünden cezalandırıldıkları için; birçok genç asil ise Bizans ordusunda bir kariyer peşindeydi. Ya en güçlü olduğu için Konstantinopl'a kaçmışlardı, ya da imparatorluğun doğu eyaletleri Anatoliakon ve Armeniakon' a. Böylece tekrar aynı soruyla karşı karşıya geliyoruz: yedinci yüzyıldan sekizinci yüzyıla kadar Armeniac idari bölgesinin ordusu özel bir Ermeni karakterine sahip miydi, yoksa yalnızca diğer eyalet ordularındakinden daha fazla Ermeni mi barındırmaktaydı? Bu çalışmamızda bu soruya bir yanıt bulmaya çalışacağız.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 135-136 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:54

OSMANLI İDARESİNİN İLK YÜZYILINDA GÜNEY KIRIM'DAKİ ERMENİ TOPLULUKLARI

Oleksandr Halenko,
Ukrayna Ulusal Akademisi, Kiev

Osmanlı'nın Kefe eyaletine ait, onaltıncı yüzyılın ilk yansından kalma iki adet vergi kayıtlan tablosu, Kırım'daki Ermeni topluluklarına dair ve tarihlerinin en az bilinen döneminden kalma çok değerli bilgiler içeriyor.

Ermeni topluluğu yaklaşık 1,500 haneden oluşuyordu; bunların 1,400 kadarı eyalet başkenti olan Kefe şehrinde toplanmıştı. Çok daha ufak Ermeni toplulukları Baliklagu, İn-Kerman ve Mangub gibi şehirler ve kasabalarda kayıtlıydı. Kerç kasabasına bağlı olan Murad Tokadı adındaki topluluğun etnik niteliği belirtilmemiş olsa da, üyelerinin isimleri hiç değilse bir kısmının Ermeni olması gerektiği gerçeğini işaret ediyor. Kırsal bölgede hiç Ermeni yoktu.

Bazı Ermeni vergi mükelleflerinin kökenleri olarak verilen bölgeler, aşağıdaki göç yollarının keşfini mümkün kıldı:

a) eyalet içi göçler; Ermenilerin taşra şehirleri ve kasabalarından eyalet başkentine taşınmaları; kırsal alanda çok az Ermeni kalması;

b) Anadolu'dan, özellikle Tokat, Karaman, Tor, "Armenistan"dan süregelen Ermeni göçü. Çoğunlukla Slav ve Kafkas kökenli köleler de Kırım'daki Ermeni nüfus için göz ardı edilemeyecek bir çoğalma kaynağı oluşturdular.

Bu çalışma ekinde bir harita yer almakta, Kefe'de Ermeni nüfusun bulunduğu kentsel bölgelerin yanı sıra bu toplulukların nüfus açısından değişimlerini de göstermektedir. Bu değişimler, Osmanlı idaresinin Kırım Ermenilerine ilişkin politikasını anlamamız için ipuçları vermektedir. Kırk kadar olayda mesleki alanda yapılan referanslar, Ermenilerin ticari etkinliklerdeki katılımını sergilemektedir.

Özel isimler, Ermenilerle Kırım yarımadasında yaşayan diğer insanların kültürel etkileşimini değerlendirmeye olanak sağlayacaktır.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 137-140 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:54

ORTAÇAĞ TREBİZOND'U İLE ERMENİ BAĞLARI

Abraham Teryan,
St. Nersess Ermeni Semineri

Bu çalışma, İ.S. 500 ile 1500 yıllan arasında; Jüstinyen (527-565) devrinden 15. yüzyılda Ermeni manastır sistemindeki gelişmenin en üst dönemine kadar geçen zamanda Ermenilerin ortaçağ Trebizond'u ile bağlarını incelemektedir. Büyük Ermenistan ve İran'a en iyi ticaret yolunun başındaki nitelikli limanıyla Trebizond, iç bölgelere kârlı bir geçiş noktasıydı. Jüstinyen tarafından Birinci Ermenistan'a (Ermeni seferlerini oradan yürütüyordu), ve yedinci yüzyılda bölgeyi Kapadokya'dan Karadeniz'e ve Fırat'a kadar dört bir yandan saran Armeniakon idari bölgesine ait olarak tescil edilmesi, önemini ortaya koymaktadır:

Bu çalışma, Shiraklı Anania'nın otobiyografisinin yeni bir çevirisini temel almış olup, burada Trebizond yüksek öğrenimin beşiği olarak çok yüceltilmekte, ve yedinci yüzyılda Bizans'da eğitim için kentin bir merkez olduğu gerçeği derinlemesine incelenmekte, ilaveten bunu izleyen ve Anania'nın çalışmalarıyla yapılan Ermeni eğitimi ele alınmaktadır. Pontus'un bu en seçkin kentinin tarihinin ilk zamanlarındaki esaslı boşlukları doldurma konusunda Anania'nın öneminin altını çizmek gerekir. Yeni çeviri metni, Conybeare tarafından yapılan ve yanlışlarla dolu olup modası geçmiş kabul edilen çeviriye oranla çok üstündür. Otobiyografinin kendisi, Anania'nın hocası, Bizanslı bilim adamı Tychicus ve Bizans eğitimi içinde Trebizond'un yerine ilişkin tek kaynağımızdır. Eğitim tarihinin bu dönemine ait Bizans kaynaklarının azlığı göz önüne alındığında, belgenin büyük önemi daha iyi anlaşılır.

Kent 1071 yılında kısa süre içinde Türklerin egemenliğine geçtikten sonra da, imparatorluğun Ermenistan üzerindeki planları yüzünden 10. ve 11. yüzyıllarda bölge ile Ermeni bağları hemen hiç etkilenmeden sürmüştür. Birçok ortaçağ Ermeni manastın yörede gelişmelerine devam etmiştir. Bu çalışma bunların hepsini incelemekte, antik Ermeni elyazmalarında yazarın adını ve tarihi gösteren başlıklarda Trebizond'a işaret eden referansları da araştırmaktadır. Anania'nın birlikte çalıştığı, Ermenice konuşan bir Rum bilim adamıyla karşılaşması pek de emsalsiz bir olay olmayabilir; hiç değilse Bizans denetimi altındaki Ermenistan'ın o bölgelerinde.

Beşeri ilimlerle uğraşan Ermeni öğrenciler kendi anavatanlarında büyük ilim adamları bulma konusunda zorlanmadılar. Örneğin, Anania'nın son dönemi çağdaşlarından Katolikos Hovannes Oznets (görev yıllan 717-728) otobiyografisinde şunlan söylüyor:

"Tanımın lütfu sayesinde, benim mümtaz bir öğretmenim oldu; bir zamanlar bir baba, ve ruhsal eğitim konusunda bir aydınlatıcı, bir tür Theotoros'du; kendini bizim Tamı vergisi dilimize adamıştı.1 Ruhumun iyi yanını muhafaza etmem onu asla tatmin etmez, bunun yerine birçok ruhsal armağandan en parlak unsurları toplayarak beni kendi bilgi açlığı içinde tatmin etmeye uğraşırdı. Ve sanki Kutsal Ruh tarafından sevk olunuyormuş gibi, olacakları önceden görürdü. Sayısız şeyi bir araya getirir ve, birçok gereksinim için zeminleri hazırlar; bana yavaşça şu ilahi sözleri söylerdi: "Bu küçük kitabı yut; İsrail halkına haberci ilan edilecek olan sen." (Ezekiel 3:1).

Ortaçağda bilinen bilimlerin (klasik müfredat programında ikinci bölüme ya da Quadrivium'a (ortaçağda dört yüksek ilim: geometri, astronomi, matematik ve müzik) tekabül eden tüm cephelerini kapsayan yirmi kadar kitabı bulunan bu yedinci yüzyıl bilgesi ve üretken yazan Shirakats'i Anania, otobiyografisinde yazdığına göre, İskenderiye ve Konstantinopl'a doğru yoluna devam ederken önce Kudüs'e uğramıştır. Bu dönem, "Ermenistan'daki pozitif ilimlerin babası" diye adlandırılan Anania'nın öğretmenlik yapmak üzere anayurduna dönüşünden önceydi. Kudüs'e yaptığı yolculuk, Çar i Haytnut'yun Tiarn (Tanrının Ziyaret Yortusuna dair Vaaz) ve Çar i Zatikn Tiarn (Tanrının Paskalya Yortusuna dair Vaaz)3 ve Hamsin Yortusu, Tecelli Yortusu, Peygamberler, Havariler4 ve bunlar gibi birçok dini kompozisyonun ona atfedilmesini güçlendirmiş gibi görünmektedir. Aynı derecede önemli başka bir tanıklık da, ünlü öğretmenlerini terk edip Diophysite Hıristolojiyi benimseyerek zahitler ve keşişler olarak Kudüs'e yerleşen beş Shirakats'i öğrencisini adlarıyla (Hermon, Trdat, Azaria, Ezekiel, ve Kirakos) zikreden vakanüvis Samuel Anetsi'ye (1100-1180) aittir. Anetsi ile bahsi geçen olay arasında beş yüzyıl olmasına karşın, bu çok özel bilgi için elinin altında belgesel bir kanıt bulunmuş olmak gerekir- olasılıkla büyük ustalarla (Hovannes. Sarkawag Vardapet ve Georg Vardapet Urchets'i; sonradan Haghbat Piskoposu) çalıştığı Haghbat'ta elde ettiği bir kanıt. Ayrıca, özenli bir vakanüvis olarak, yararlandığı Shirakats'i'ye ait kronolojik çalışmaları çok iyi etüd etmiş; ve onun ana kaynakları temin etmiş olan yetkilileri tek tek tanımlayarak derinlemesine araştırmıştır.5 Tanıklığı ne kadar geç ve kuşkulu olsa da, kaynağının güvenilirliği ve adını zikrettiği beş kişi, inandırıcılığına güç kazandırmalı. Shirakats'i "Otobiyografi" sinde öğrenim süreçlerini tamamlamadan, öğretmenlik yapmak üzere ekibinden ayrılmaya hevesli olan öğrencilerinden şikâyet etmekteydi.


User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 141-142 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:54

HIRİSTİYANLIK ÖNCESİ DÖNEMDE ERMENİSTAN İLE PONTUS İLİŞKİLERİ

Richard Wilkinson,
Londra

Ermenistan ulusu Doğu Anadolu platolarında gelişmiştir. Kuro-Araxes kültürünün adından da belli olduğu üzere modern Gürcistan'ın bulunduğu bölgeye doğru genişlemesine karşın, tarihsel kaydı bulunan ilk krallıkların - Nairi, Urartu - hiçbiri Karadeniz bölgesiyle ilişki kurmamış gibi görünmektedir.

Xenophon ve onun 10,000 paralı Yunan askeri İ.Ö. 401'de Ermenistan'ı güneyden kuzeye kat edip sonunda Rum kıyı şehri Trapezus'a (Trebizond) vardılar. Edinilen izlenim, plato ile kıyı arasında çok az ilişki olduğu yolunda: Trebizond'un arkasındaki dağları (Pontik Toroslar) aşmak neredeyse imkânsız.

Büyük İskender'in fetihlerinden ve imparatorluğunun varisleri arasında ikiye bölünmesinden sonra, Yunan etkisinin Ermenistan'a ilk kez sızmaya başladığını görüyoruz. Bu, Orontid (Erwanduni) hanedanı zamanında başlıyor ve Artaxias (Artaşes) devrinden itibaren hız kazanıyor. Ama Karadeniz krallığı Pontus ile bağların asıl geçerli olmaya başladığı zaman, II. Tigranes'in (Tigran) hükümranlığı dönemi. Pontus Mithridates'in idaresinde kısa zamanda büyük bir güç haline gelmiş, Ermenistan da aynı süreci onun damadı Tigranes döneminde yaşamış. Bu aile bağlarının sonuçları dikkate değer bir kültürel alışveriş biçiminde yansıyor.

Ancak yine de, o zamanlar Pontus'da Ermeni yerleşimine ilişkin çok az kanıt var. Bu daha çok Roma devrinde, platoden Karadeniz'e doğru yeni ticaret yollan açıldığında başlamış gibi görünüyor. Karadeniz'deki ilk Ermeni toplulukları olasılıkla ondan sonraki zaman dilimine ait.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

-= 143-144 =-

Postby artem » 27 Nov 2007, 08:55

ANTİK ZAMANLARDAN YEDİNCİ YÜZYILA KADAR KARADENİZ'İN GÜNEYDOĞU KIYISINDA ERMENİSTAN VE ERMENİLER

Babken Harutyunyan,
Erivan Devlet Üniversitesi

Ermenilerde şöyle bir bakış açısı mevcut; Büyük Ermenistan Krallığı denizden neredeyse tümden kopuk olduğu için, politik dengesi ve ekonomik gelişimi için vazgeçilmez olduğu halde Karadeniz'e çıkış talebinde bulunmamıştır. Bu gerçek genellikle şu şekilde açıklanıyor: a) Karadeniz'de Ermeni nüfusun bulunmaması, b) dağlık arazinin zorluklan; zira yüksek Pontik Toroslar silsilesi Karadeniz havzasını Büyük Ermenistan'dan temelli olarak ayırmaktaydı; ve c) Karadeniz kıyılarının güneydoğusunun Roma İmparatorluğu tarafından uzun bir dönem boyunca kontrol atında tutulması.

Anılan savlar gerçekten yeterince tutarlı; ama sorunun analizi gösteriyor ki Ermenistan Krallığı ve Ermenistan krallıkları aslında Karadeniz kıyısına ulaşmaya ellerinden geldiğince çabalamışlar. İ.S. yedinci yüzyılın sonunda, Ermenistan'ın Ervandids/Er-vandunis Krallığı Karadeniz'in İris (şimdi Kızılırmak) ve Termadont (şimdi Termeçay) arasında bulunan kıyı bölgesini fethetmişler. Bu siyasi durum Achaemenid İran'ın Ermenistan üzerindeki hükümranlığının ilk döneminde de devam etmiş. Sonradan bu bölge İran İmparatorluğu tarafından XIII. valilikten ayrılmış.

Karadeniz'in güneydoğu kıyısı için mücadele İ.Ö. ikinci yüzyılın 80'lerinde kuvvetlendi. Küçük Asya'daki 183-179 savaşından sonra, Küçük Ermenistan Krallığı Pharnacia ve Trapezunt kentlerini ve çevresini aldı; bunu hemen hemen aynı zaman sürecinde İberyalılara karşı zafer kazanarak Çoruh nehrinin yatağının aşağı kısmını işgal eden Büyük Ermenistan Kralı I. Artaşes/Artaxias'ın yardımıyla gerçekleştirdi. Küçük Ermenistan kralı Anipatros krallığını Eupator VI. Mithridates ve Büyük Tigran'a kaptırdığında, Ermeni krallıkları deniz kıyısını kaybettiler.

Ermenistan'ın Karadeniz'in güneydoğu kıyısını ilhakı İ.S. 652'deki Arap-Ermeni anlaşmasının imzalanmasından sonra tekrar olasılık dahiline girdi. Trapezunt şehri ve çevre bölgeler, Theodoros Rshtuni hükümranlığındaki Doğu Ermenistan'a katıldı. Ama Bizans İmparatorluğu ile Arap Halifeliği arasındaki çekişme yüzünden deniz kıyısı çabuk yitirildi.

Karadeniz'in güneydoğu kıyısının Ermenistan'a ilhakı politikasının yeniden etkinleşmesi, Ermenistan eyaletinin tekrar yapılanmasının ardından Ermeni Bagratid/Bagratuniler tarafından gerçekleştirilmiştir. Hovannes Draskhanakerttsi'nin verilerine göre, I. Smbat (dokuzuncu yüzyılın sonu ila onunca yüzyılın başı) zamanında Ermenistan Krallığının Karadeniz'e kıyısı bulunuyordu. Bir Arap kaynağında, Trapezunt'un Ermenistan'a ait olduğuna dair kanıt mevcut.

Ermeni eyaletinin düşüşü, Ermenistan'ın Karadeniz kıyısı üzerinde politik üstünlük kurmasını imkânsız hale getirdi. Ama Ermeni yaşamının antik çağlardan beri Karadeniz kıyısına doğru ilerleyiş süreci durmadı. Pliny Secundus'dan sonra, Ermeni maden işçileri ya da Armeno-Çalibeler Pontik dağların kuzey yamaçlarında, olasılıkla Tzanakhodzor (şimdiki Karsit-su) havzasında yerleştirilmişlerdi. Yedinci yüzyılda 12,000'den fazla Ermeni şimdiki Lazistan bölgesinde iskân edildiler ve Hamşen ya da Arakel eyaletini kurdular. Daha sonraları, gittikçe artan sayıda Ermeni ağır ağır Karadeniz'e doğru ulaşti ve batıya ve doğuya doğru yayıldı.
User avatar
artem
 
Posts: 183
Joined: 14 May 2007, 09:50
Location: Russia, Moscow

PreviousNext

Return to Türkçe · Турецкий · Turkish · Թուրքերեն

Who is online

Users browsing this forum: Google [Bot] and 1 guest

cron

Rambler's Top100