Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby ferahzade » 25 Aug 2008, 11:57

Hemşin bölgelsindeki bilinen türkü, mani, halk hikayesi, bilmece, vs gibi halk ürünlerinin sözlerini buraya eklerseniz memnum olurum.
ferahzade
 
Posts: 42
Joined: 23 Aug 2008, 14:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby ferahzade » 25 Aug 2008, 14:09

Hemşinli olmama rağmen bölgenin kültürel yapısından, foklöründen maalesef uzak olduğumu ifade etmeliyim. Bunun bir çok nedeni var. Bunlardan en önemlisi de köyümüzde gidip de ikamet edeceğim bir evimizin olmamasıdır. Yöreye ait olduğunu düşündüğüm, bildiğim her şey ise ara ara köye gidişlerimde elde ettiğim izlenimler ve bizi ziyarete gelen akrabalardan duyduklarımdır....

Bu vesileyle amcandan işittiğim çocuklara söylediği tekerleme gibi bir ifadeydi....
"Naka naka da kedi puçuma baka" derdi..baka: bakmak Puç kelimesinin anlamı dişi cinsel organı: Lakin erkek çocuklar için söylenen pipi gibi bir ifade sanırım ki kız çocuklar için söyleniyor olmalı ancak yine de emin değilim..
Yine buna benzer bir ifadeyi halamın oğlu Ankara'da anlamı Türkler tarafından bilinmeyen bu kelimeyi sesli bir şekilde yoldan geçen kızlara laf atmak için kullanırdı.. "Ey gidi sizin puçunguza ateş ensin" "Puçunuza ateş insin"derdi.. :oops: Gülüşürdük....

Yine babamdan duymuştum... "geplamak" diye bir ifade var ancak ne anlama geldiğini sadece tahmin edebiliyorum..
-"Gepla Sami!.. emir cümlesine karşılık o da;
-Geplayorum da"
diye bir ifade kullanırdı... Bir gün bir ortamda - köyde olsa gerek- anlamını hiç bilmediğim bu ifadeyi söylemiştim de kızmıştı....Tabiki ben yöresel şekilde söyleyebilmeye çalışırdım da beceremezdim.

Yine bir iş yapmaya çalışıp da o işi yapabilecek durumu olmayan insanlar için Çingit köyünden gözüken bir dağa gönderme yaparak " kıçın Aop'tan - Agop Dağı - gözüküyor." derlerdi..

Aklıma geldikçe yazıyorum. Deyimleri, sohbetleri bağlamlarından kopararak ifade ediyorum ama benim bunları buraya yazmamdaki temel neden, hafızamda kalan az da olsa yöreye ait kültürel birikimimi foruma asarak çorbaya tuz eklemektir.. Yoksa bölgede yaşayan binlerce kişinin direk olarak kültürün içinde olmasından dolayı bunlardan fazlasını bildiğine eminim. Yukarıda ifade ettiğim, aşağıda ifade edeceğim kelimelerin ve deyimlerin anlamını bilmiyorum. Köyümde yaşayan insanların da bildiğini sanmıyorum bunlar sadece bazı durumlar için söylenen, söylenilegelen o an için o eylemin adını belirten deyimlerdir... Bu deyimleri ifade ederken ben de yanılıyor olabilirim.. Dedim ya yörenin kendi kültürüne uzak olarak yaşamışım. Özellikle diline.. Tamam muhlamayı biliriz yeriz, yaparız. Çahalayı biliriz, yeriz yaparız. Kopriyi biliriz, kullanırız da bunların ne anlama geldiğini nereden geldiğini bilmeyiz. Hele dile ait doğru dürüst hiç bir şey bilmeyiz....

Kaldığım yerden devam edeyim...

Muslukla, hortumla ya da birikmiş bir su birinkintisiyle oynayan kişiler için "çekçetuş ya da çektuş etme" denir.. Bir de şu an ne anlama geldiğini tam olarak hatırlamıyorsam da; muhlamayı ya da çahalayı ne bileyim bir şeyleri karıştıran ki ağzını şaplantan kişilere de yaptığı eylemden dolayı "leplepuş etme" denir.
Ağlamaya başlayan ağlamaklı olan ya da küsmüş gibi davranıp ağız büken çocuklara, ağzın aldığı durumdan dolayı "pebuk etme" denir.

Ağlayan ya da patavatsız konuşan kişiler için " lagoman ağzını açma/açtı." gibi ifadeler kullanılır
Tam olarak bilmemekle birlikte avanak kişilere hakaret anlamında "Ope" denir. bu ifade oldukça yöresel olabilir... Ne bileyim köyümüzün delisi anlamında olabilir.. Hatta bazı ifadeler sadece o köye has da olabilir bunu zaman gösterecek diye düşünüyorum. Ama eldeki malzemeyi ortaya koyalım ki neyin ne kadar yöresel ya da kişisel olduğu ortaya çıksın...
Mesela bizim köyde, hani kızılan bazı tiplere Türkler arasında Şaban, Avni, Kamil gibi argo da isim takılır ya biz de de dayımdan duymuştum ne kadar yöresel bilmiyorum. "Namiye" derdi..... Bu isim bir kadın ismi midir? yoksa deli anlamına gelen bir ifade midir onu da bilmiyorum.. Belki de köyde yaşayan ne yaptığını pek bilmeyen benzetme ifade etmek amacıyla söylenmiş bir lakap da olabilir. Bunları öğrenmek kolay en kısa zamanda cevap alabileceğim kişilere soracağım....Bilgilere ulaştıkça buraya not düşerim....

Yine kendisine kızılan kişiler "kaybana" derler, kaybanın doğurduğu, kaybananın ektiği "falan gibi..
Patatese kartof, mısıra lazut, civcive varek denildiğini de duydum ve okudum. Misafir ağırlamak için evin hemen önüne yapılan mimariye de serender dendiğini biliyorum. Mısırları, hayvan yemlerini korumak, kurutmak için evin ve ahırın yakınlarına yapılan mimariye de iskenaf dendiğini biliyorum.
"cemak" ifadesinin de kuzey anlamına geldiğini yine köydeki kişilerden duymuştum... yine köyümüzde bir dağın ya da tepenin adı "Salkaş" tır. Başka bir yerin adı "Pasta tarlası" bunlar ne anlama gelir neden bu ismi vermişler onu da bilmiyorum.
Köyümüzün adı Çingit'tir, komşu köyler ise Açaba, Mermanat, Kogis, Meleskur'dür ancak bunların neden bu isimde olduğunu bilmiyorum...İnsanlar konuşmalarındaki telaffuzlarından hangi köye ait oldukları bilinir. Köyler arasında konuşma biçimlerinde ağız farklılıkları vardır..

Küçük çocukların üzerinden geçilmemesi gerektiği üzerine bir batıl inanış da vardır benim ailemin yaşlılarında.. Yine bir gün köyde yemek için hazırlık yapılırken muhlamanın yağını karıştırmaya başlamıştım. - Dur yapma ahırda inekler kızışır" gibi bir ifade kullanmışlardı da şaşırıp kalmıştım. Hemşinlilerin özellikle Batı Hemşinlilerin Lazlara karşı bir antipatisinin de olduğunu ifade edebilirim.. Bu antipatinin nedeni bilmiyorum. Sorularıma sağlıklı cevaplar alamamıştım. Belki de kollektif şuuraltından yatan bazı nedenler olabilir.

"Karşılardan aşağı bir kınalı kız gider.
İnşallah yolunu şaşırı bize gider." devamını bilmediğim/hatırlayamadığım bir dizi türkü de duymuştum.


Yine bu meanide başka bir türkü ya da aynı türkü için;
"oy oy nani nani oy oy
haydi nanigum oy oy" Nakaratı kalmış sadece hafızamda

Evin salonu ya da antresi için "heet" dendiğini bazı yörelerde "hayat" dendiğini biliyorum. Kelimelerin telaffuzu için transkiripsiyon alfabesine ihtiyacım olduğunu da bu kelimeyle daha iyi anladım. bu telaffuz edilen "h" Türkçe'de kulanılan "h" sesi değildir. Daha boğuk bir "h" sesidir.
Yumurta kızatılan tavaya ya da yumurta kızartma işine kaygana ya da kağana gibi bir ifade kullanır. Bizler pek kullanmıyoruz. Çocukken bir ara duymuştum..
Babamın şekerli makarna yediğine de şahit oldum. Tuzlu sütlaç yediğine de...
Çahala yemeğini tencere de ezmeye yarayan tahta tokmağa da annem "tapiç" derdi.
Hayvanları yesin diye büyük tencerelerde kaynatılan kepekli yiyeceğe de anneannem "lag" derdi. Bu meanide "köpeğin lagını hazırladınız mı" gibi bir ifadeyi de çok kereler duymuşumdur. Daha sonra "köpeğin yemeği" oldu. İneğin belli bir yaştakine "düve" deniyor ama bu kelime yöreye ait mi değil mi onu da bilmiyorum. Belki de Hemşin'den buralara göçen insanların sonradan öğrendiği bir kelime de olabilir.

Velhasıl dil üzerinde çalışma yapmak gerekiyor ki bunların ayırdına varılabilisin. Yoksa bu kelimeler kaybolup ya da karışıp gidecek.....Kültürün kodları dilde gizlidir.....

Üzerinde yemek pişirilen bir çeşit soba vardır ki adına "pilita" derler...
Tuvalete su götürülen ya da pilitada su ısıtılan güğüme "kukma" derler.

Boğazım hitiklendi.... Boğazım gıdıklandi anlamında bir ifadedir.
ferahzade
 
Posts: 42
Joined: 23 Aug 2008, 14:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby Hayrik » 25 Aug 2008, 21:02

Hosh geldin Ferahzade,
Ilgiyle okuyorum.
Hayrik
 
Posts: 193
Joined: 08 Mar 2007, 19:26

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby ferahzade » 26 Aug 2008, 00:59

Hoşbulduk. Aklıma geldikçe yazacağım. Bir bu kadar daha ifade edebileceğim şeyler vardır da yöreden ve yöre insanlarından uzak olunca insan bildiklerini de unutuyor zamanla.. Malum insan nisyan ile maluldür derler......
Last edited by ferahzade on 26 Aug 2008, 01:12, edited 1 time in total.
ferahzade
 
Posts: 42
Joined: 23 Aug 2008, 14:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby ferahzade » 26 Aug 2008, 01:11

Köyden uzakta şimdilerde ormaniyenin olan bir yerimiz vardır oraya "İçkaba" derler. Yine sanırım ona yakın bir yer daha var ki oraya da "fırının düzü" derler. Değirmene yöresel bir söyleyişle "degiman" derler. Sırt kelimesine yöresel bir söyleyişle "sert" derler. Örnek: "Caminin sertindeki ağaçlar gibi" Buradaki "e" sesi de biraz "e ve i" karışık bir sestir. Tam olarak yumuşak kelimesinin zıddı olan "sert" şeklinde telaffuz edilmez.. Bu söyleyişler yukarıda belirttiğim gibi köyden köye değişir.. Yakın çevrelerdeki her köylü üç aşağı beş yukarı komşu köydeki insanları ağız özelliklerinden bilir... Bu Açabalı'dır şu Mermanatlı'dır diye....
Bostandaki fasülyeleri ayağa kaldırmak için toprağa sokulan sopaya "hoçk" derler.
Güçlü kuvvetli erkeğe "igit" derler ki "y" sesinin düşmesi sonucunda oluşmuş bir kelime olabilir. Erkeklerin kemerine anneannem "silahlık" derdi. Sanırım silah taşımaya yarayan bir malzeme olduğundan dolayıdır. Bana "silahluğun nerde" derdi çocukken. Yılan kelimesine "ilan" şeklinde telaffuz ederdi.. "İlan var kaç" dediğinde İlhan adlı arkadaşımı söylüyor diye düşünmüştüm de sonradan gülmüştüm kendime.. Anneannem Melezkur kızıdır bu arada....Onlar biraz daha farklı konuşur Çingitlilerden...Her yerde olduğu gibi Ankaralı nasıl Çorumluyu beğenmez, Rizeli Trabzonluyu beğenmezse bizim oralarda Çingit'in dışındakiler beğenilmez.. Gerçi bunların çoğu latifedir ama kollektif şuur altında bazı nedenleri olabilir... Yine bir gün Köylerdeki deliler için Açaba'dan şu gelsin, Mermanat'tan bu gelsin, Kogis'ten bu gelsin. Çingit'ten kim gelirse gelsin.. Yani köyün topu delidir anlamında bir latife duymuştum.... Ama dediğim gibi her yerdeki hemşehricilik burada da yaygın olarak kendini gösterir... Kargadan başka kuş tanımam yaklaşımı işte.. Artık siz adını ne koyarsanız koyun..... Ha bu daha ileri düzeyde kabileciliğe kadar gider.. Bizim sülale falan filan gibi bayağı yaygın ifade tarzlarıdır. Küçükken bayağı bayağı soylu bir aile olduğumuz fikrine kapılmıştım. Sonraları soya dayalı üstünlüğü reddettiğim için hiç ilgilenmedim bu işlerle....Velhasılı soyumla, sülalemle övünmem....Övünelecek yanları olsa da olmasa da övünmem....Ha bu arada annemden duymuştum. Yılışık kişilere "şiliet "derdi. Yine babamdan duydum. "mendebur" derdi. Kİm için derdi namussuz kişiler için mi yoksa aç gözlü kişiler için mi tam bilemiyorum.. Ortada kullanırdı işte... Hala da kullanır ya.... Ama tüm bunlar yöresel midir? yoksa Türkiye genelinde midir onu pek bilemiyorum... Mesela mendebur kelimesi Farsça olabilir. Araştırmak lazım...

Değnek kelimesini "deginek, degenek" diye telaffuz ederlerdi..
"Çifut" derlerdi bir de yeşil gözlüler için mi zayıflar için mi bilmiyorum ama... Yerli yerine ifadesi için "yelyeyina" derlerdi. Örnek: "Yelyeyina babasına benzemiş" gibi..."Bu yıl" kelime grubu için "bulduğin" derlerdi.

Şaşırma ifade etmek için "osevaspak, sevaspak" gibi bir ifade kullanılırdı. Erkek çocukları ifade etmek için "oro" Kız çocuklar için "ka" kelimesi kullanılır
Örnek:
-Çocukları olmuş...
-Öyle mi!! Ka mi oro mi? derler mesela..
Yine şaşırma ünlemi için "vuuuu.." derler. "Vu" yani uzatırlar ama....
Örnek.
"Vuuuu.. başımıza gelenlere bak." gibi
Yine lanet okumak için. "Bokkiyenin doğurduğu "derler. Muhtemelen "bok yiyenin doğurduğu" anlamında.. Tabi tüm bunlar için bir transkiripsiyon alfabesine ihtiyaç duyuyorum..
Fasulyeye lobiya derler demiş miydim?.. Evet şimdi dedim. :D Has dedim...:D Bunu da dedum. :D
Bir çeşit süt kesiğinden elde edilen bir peynir vardır ki onun adına minci, bazı yerlerde minzi derler....
Ha şimdi hatırladım Küçükken anneannemin evinde banyo da yıkanırken altımıza aldığımız tahtadan oturağa "koc" derlerdi. ama sanki bu kelimenin sonunda bir "h" sesi varmış gibi duyardım. Söylemekte güçlük çekerdim.
Hah!! Hatırladım.. Pınara ve suyun çıktığı yere "puar" derlerdi. Bu kelime pınar kelimesinin yöreye uymuş biçimi midir? yoksa gerçekten "puar"dır da sonradan pınar mı olmuştur bilemiyorum..
Şimdi tüm bunları araştırırken dildeki değişimleri bilimsel olarak da incelemek lazımdır. Muhtemelen Türkçenin de etkisi olabilir. Yani Türkçe bazı kelimeler yöresel kullanımın içine girmiş ve söyleyiş değiştirmiş olabilir.... Hatta böyle kelimelerin var olduğunu biliyorum..
Kızıl ağacı, Kizil ağaç diye telaffuz ederlerdi..
Bu meanide "Memiş" adı ilgimi çekmiştir.. "Murat" ismi de oldukça ilginçtir ancak fazlaca üzerinde durmaya değmez diye düşünüyorum... Yine de yazdım....Hiç bir şeyi boşgeçmemek lazım.....
Bu arada Ayşegül Kolivar'ın yörede kelime derlediğini duydum memnum oldum....Bunu herkes yapmalı.. Bilmeceleri, manileri, deyişleri, türküleri velhasılı tüm kelime zenginliğini derlemeli/derleyebilmeli... Keşke oralarda olabilseydim.... Tam benim işim diye düşünüyorum...
Kertenkeleye, hala helez diyoruz.. Kerttiren keleye henüz isim bulamadık. :D :D
Böceklerin evlerine "bocekpuni" derler.. Pin sanırım ev bark anlamında bir şey olsa gerek. Çorum'da güvercin kümeslerine "pin" derler.
Kumda, ötede beride debelenen, yaptığı işe bulanma eylemine tavluş olmak deriz.. Hayvanlar için de kullanılır..
Bir yük altında ezilmiş ya da ıslanmış yorulmuş kişiler için "lepezi çıkmış" deriz.
Asma kilit için "kupli" deriz. Kulplu demek anlamında olabilir.
Peranktuş etmek sanırım yansıma bir ses olarak hapşırma anlamına geliyor...
Anneannem "tavlanmışsın" derdi... yani kilo almışsın....Bu kelime Türkçe olabilir...Sap saman birbirine karışmış derlemek lazım, sonra da elemek lazım kim yapacak ama.... :D :oops:
Bir de ne ilgimi çekiyor bilir misiniz? Erzurum'un bazı yörelerinde olan insanların Hemşinli telaffuzu ilgimi çekiyor bunu çok küçük yaşlardan beri farketmişimdir. Ve onları kendi memleketimin insanlarıyla karıştırmışımdır. Mesela İspirlileri... :idea:

Her yıl ağustos ayı içinde tam olarak hangi günlerde bilmiyorum ama Vartovar denilen şenlikler yapılır ve tüm vartovar boyunca kızlı erkekli büyüklü küçüklü horon tepilir...Eskiden aynı şenlikler yaylalarda yapılırmış....
Vartovar hakkında bilgim bu kadardır..
Babam yemek masasında "küçük "lokmalarla" ekmeğini ye" derdi.. Lokma kelimesi de bu meanide ermenice olabilir. Lakin Farsça olma ihtimali de var. Sanki bu kelimeyi Farsça kursuna giderken duymuşum gibi geldi...
Genç kızlar düğünlerde puşi bağlarlardı. Viceli kızların ise daha güzel ve değişik bağladıklarından söz ederlerdi.. Vice sanırım şimdilerde Çamlı Hemşin olarak anılıyor.. Kızlarının da güzel olduklarından dem vururlardı... Puşi gerçekten de Viceli kızların daha çok sahiplendiği bir folklorik kıyafet olarak duruyor gibime gelmişti....
Nisan ayına april derler !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!-- aha bak yöremizin köylerinden bir misafir geliyor bu akşam daha güzel şeyler yazarım...
Last edited by ferahzade on 26 Aug 2008, 23:18, edited 3 times in total.
ferahzade
 
Posts: 42
Joined: 23 Aug 2008, 14:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby ferahzade » 26 Aug 2008, 21:14

Evet misafirimiz nihayet geldi.. Yakın bir akrabanın eşi Saniye Kocaman, kendisi Viceli'dir ve Çingit gelini ev hanımıdır. Bir kaç saatlik sohbetten sonra bir kaç tane kelime derledim. Umarım çorbadaki tuzun miktarının kararınca yaparız. Aklına gelmeyen bir çok kelimeyi de daha sonraki derlemelerimde yazmaya çalışırım..

Çekirgeye çipçiban, küçük sineklere meceh, sırtta taşınan bir tür çay küçük çay sepetine tikina, hızlı hızlı hareket etmeye ivedi, yaylalarda bulunan bir tür çiçek ki sarı renkli olur kurutulur süs yapılır minik miniktir adına hencacalik, bir çeşit eğrelti otu ki adına pilonç derlerimiş....

Çileğe moy, böğürtlene coğh tuvalete kenif, hayvan bokuna fışki, mısır unundan yapılan içine pırasa eklenen bir tür yemeğe de coyç derlermiş. Kaydabak diye başka bir tür yemekten bahsetti ki tariflerini bilahere alacağım. kurbağa yavrusuna ketankoçik, sümüklü böceğe loydu, kelebeğe titer, solucana çico, ateşböceğine hecilik derlemiş. Sarı rengin adı sebuş kırmızı rengin adı da alaymış. Armut biçme aparatı ki ona hulenk derlemiş. Bir çok armut çeşidini saydı ki bu armutlar aylara göre isimler almıştır. Haçaci armutu, çuybul armutu, çuligogor armutu ki küçük olurmuş, vartevor döneminde çıkan armuta vartevor armutu derlermiş. Yine meğegen armutu diye başka bir armut cinsi varmış sulu ve sert olurmuş. Kukma adında başka bir armut varmış ki kukmaya benzettikleri için bu ismin verildiğini söyledi...
Bir tür çalıllık meyvesi olan havulilikten bahsetti.
Bazı evlerde sanazar adında el yıkama küveti diye bir şey varmış. Teçuş kelimesini ıslanmak olarak ifade etti. Yayık yapma işine heneçi adını verdi ki buradaki "h" sesi biraz daha genizden gelen bir "h" sesidir. Purtipay etmek, paralamak anlamında bir kelimeymiş. Kadınların önden bağladığı önlüğe fartık arkadan bağladığı malzemeye de kuşak adı verilirmiş..İskemleye semli, orağa orik, göbeğe pordoloz derlermiş......
Last edited by ferahzade on 26 Aug 2008, 22:07, edited 2 times in total.
ferahzade
 
Posts: 42
Joined: 23 Aug 2008, 14:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby ferahzade » 26 Aug 2008, 21:39

Kaldığımız yerden devam edelim:

Serenderin misafirlik anlamında bir oda olmadığını bir çeşit kiler olduğunu ifade etti.. Bazı yerlerde ayaklar üstünde bulunan serenderin ayakları arası örülerek oda haline getirildiğini buraların misafirlik olabileceğinden bahsetti ki bizim köydeki serenderimiz böyledir. Ben de buradan hareket ederek serenderin misafirlik olduğunu düşünmüştüm....

Çöp dökülen yere hococa, tavukların kümesine pun kertenkeleye bizden farklı olarak hilort derlermiş. Komiklik eden kişilere biraz eleştiri anlamında keşmer, göz kırpma işine işmar, kızlara ka oğlanlara oro ya da to derlermiş. Ka ifadesi çingit'te de kullanılır. Bunun yanında uşak kelimesini de unutmazsak iyidir o da kullanılıyor çünkü. Çepçepuş etmek şapırtılı bir şekilde öpmek olduğunu ifade etti. Ockhan kelimesinin ise ot konulan yer olduğunu söyledi. Bulma kelimesinin ise odanın karşılığı olduğunu ifade etti. Rafa terek denildiğini çücunuş kelimesinin ise öpmek anlamında olduğunu söyledi ama çepçepuştan farkı var mı diye sormayı unuttum. Ovank kelimesinin ise inek yemeği olduğunu söyledi. mol etmek budamak anlamında kullanılırmış. Kadınların gögüslerine çicik denirmiş.. Gelelim köyündeki evlerin çeşitli adları olduğunu söyledi.

"-Nasıl? dedim."

-"Bayağı insan adı gibi adları vardır evlerin" dedi.

Bakalım bu adlar nelermiş saymaya başladı: Ben de aha yazıyorum. Hernanç, kneşanç, ovakli, etemanç, mugilanç, topalanç, kofuna.......

Yer isimleri: Kaysandık, palenç, kılat, engezut, tidizan, gelansert, pak bunlar da yer isimleriymiş.. Yani mekan bahçe falan gibi...
evin en dibine poç,peynir ile kaymağın pişmiş haline heg ki telaffuzu biraz değişiktir. Keşke elimde transipkripsiyon alfabesi olsaydı...
ekşimekle taze kaymağın birbirine katılarak yapılan malzemeye sevatnaç adının verildiğini, lahana ezmesine ise lahana perteci dendiğini ifade etti.. Sık sık da ah aklıma gelmiyor daha çok kelime var diye de ekledi. Abisinde yaklaşık 2000 kelime olduğunu söyledi.. Şalgama şarkum, her türlü hayvan ve insan derisine post dendiğini ifade etti. Tortoluş olmak ifadesinin ise yanmak, kavrulmak anlamında olduğunu söyledi. Bu vesileyle "tortoluş oldum" gibi bir ifade kullandı. Hınç kelimesinin aşırı yorulmak anlamına geldiğini, muncuru düşmek kelime grubunun ise surat asmak demek olduğunu ifade etti. Cıvık kişilerin yaptığı cıvıklığa tehelik denildiğini de söyledi. ancak buradaki -lik lık ekleri muhtemelen Türkçedeki yapım ekleridir. Domuzları dağlardan ürkütmek için bahçelere yapılan tahtadan küçük barınak evlerine ki çok küçüktür, tuvalet gibi mesela bunlara kalif dendiğini ifade etti. Hayvanları korkutmak için yapılan bağırma işine haylamak dendiğini ifade etti ki muhtemelen yansımadan elde edilmiş bir kelime olsa gerek. Bazı yörelerde akıtma denilen malzemeye de çeşitli yerlerde mafuş, piligan ya da pelit dendiğini, kene kelimesinin karşılığı olarak tiz kelimesini kullandıklarını, örümceğe de sart dediklerini bunun yanında biraz da utanarak insan bokuna koldoz dediklerini öğrenmiş olduk.

Bir süre dinlendikten sonra bir kaç da mani derledim.. Umarım faydası olur..

Yazalım bakalım bu manileri de tarihe yazılı bir not düşelim malum söz uçar yazı kalır..

At başına başına
İnsin kar kaşına
Çok bezdim buralardan
Kaçacağım peşina

Duvar ile duran kız
Ne durur da uyursun
Uyku gene bulursun
Beni nerde bulursun

Şeftali çiçek açmış
Üç kırmızı bir sarı
Derim canıma koyum
Askerde olan yari

Gidiyorum askere
Mendili sere sere
Dua edin ey kizlar
Tez alayım tezkere

Ey kiz dönsün başına
Değirmende dönen taş
Seni alırdım ama
Bana diyorsun kardaş

Elevit'in deresi
Aksın aksın çağlasın
Ey kız söyle babana
Seni bu yıl eversin

Armut dalların alçak
El ulaşır ulaşır
Sevdiğim belin ince
Elim dört kat dolaşır

Armut dalların yüksek
Değemedim dalina
Kusura bakma oğlan
Beğenmedim halini


Bu kadar derleme yaparak bu günü de sonladık beee.... Kalın sağlıcakla...
ferahzade
 
Posts: 42
Joined: 23 Aug 2008, 14:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby hagop » 27 Aug 2008, 08:42

Ferahzade,

Yazilarini okuyanlarini ihya ediyorsun. Ellerin dert gormesin.
hagop
 
Posts: 270
Joined: 26 Jan 2007, 01:25
Location: Boston, USA

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby ferahzade » 27 Aug 2008, 10:27

Benimki karınca karınca bir şeyler yapmak kültürümüz adına... Her türlü kültür ögesinin kaybolmasına karşıyımdır. Bu meanide elimden geleni yapmak istedim...Bilinçtir insanı kurtarıp diriltecek olan. Böyle yüzlerce mani, bilmece, türkü kaybolup gitti bir çoğu da egemen kültürün kendi diline çevirmesi sonucunda sahiplenildi. Sap saman biribine girdi.
Selam ve sevgiyle...


NERDE KALMIŞTIK.....

Yerel hemşin sitelerinde gezerken koncoloz diye bir kelime okudum bu kelimeyi halamdan o kadar çok duymuşum ki... Unutamam... Halam kocasına kızdığında, kocasının gıyabında ona koncoloz derdi .... Kelimenin ne anlama geldiğini bilmiyorum. Ama sorar öğrenirim.
ferahzade
 
Posts: 42
Joined: 23 Aug 2008, 14:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby ferahzade » 27 Aug 2008, 15:21

Cincuğ =kuş
conç =sinek
gadu =kedi
şun =köpek
hav =tavuk
oçğhar =koyun
adz =keçi
mozi =dana
gov =inek
açar =öküz
tsiy =at
arç =ayı
mağu =arı
xoz =domuz
ğiyap =çakal
muğk =fare
aklar =horoz
ots =yılan
lagot =enik
cicu =solucan
diz =kene
tsug =balık
xelort =kertenkele
merçim =karınca
lordu =sümüklü böcek
ağinç =akrep
titer =kelebek
qal =kurt
oçil =Bit
Anidz = Bit yavrusu
BOBOL = DOÐA SOLUCANI
CİCU = İNSAN KARNINDA UREYEN SOLUCAN
LİBARD= KANCIK ÇAKAL
CARÐAT = ..........CAAÐÐÐÐ DİYE BAÐIRAN KUş
GAZSGİÇ = ATEş BÇCEÐİ
UL = KEÇİ YAVRUSU
KAR = KOYUN YAVRUSU
LAÐBOYIK = KÖR YILAN
MUSZHIPOR = SİNCAP
ÐELOZ ( ÐELORT ) = KERTENKELE
MUN = TAVUK BİTİ
POR = SIVRI SİNEK
ÐODA CİNCUÐ = OT KUşU
MERÇİM = KARİNCA
ERK = İNEÐİN DOÐUMUDA, YAVRU KANCIK OLURSA <ERK> DENİR
ÇOLOZ= // // // KANCIK OLMAZSA < ÇOLOZ> DENİR

NOT:alıntıdır
ferahzade
 
Posts: 42
Joined: 23 Aug 2008, 14:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby Hayrik » 27 Aug 2008, 18:08

Merhaba Ferahzade,
çekçetuş ya da çektuş etme" denir

Biz suyla oynamaya çepçepel deriz. Bunun Hamşen şekli çepçepuş olmali. Böylesine kelimelere biz "Bnadzayn" deriz, yani, doğanin seslerinden kaynaklanan kelimeler.

leplepuş etme" denir.

Lap ermenice ayni lag' dir, yani köpek yemi. Lapel= hayvanin yemesi gibi yemek. Laplapel ve ya laplapuş kelimesi ise, lapel kelimenin tekrarlamasi dir.

lagoman ağzını açma/açtı."

Lagoman eski bir filozofun ismi olmali. Musliman kültüründe Lokman olarak tanilmiş. Yunanca?

avanak kişilere hakaret anlamında "Ope" denir. Bu

Bizde ayni anlamli "abe" var, ama bilmiyorum nereden geldiğini. Ope'ise Orpheos'dan yada Ophium"dan olabilirmi bilmiyorum. Ophium=khaşkhaş, afyon.

Patatese kartof, mısıra lazut,

Kartofil almanlardan ruslara, ruslardan'da Hamşene geçmiş olmali. Lazut ise, lazlarin yetiştirdiği anlamina gelmeli. Çünkü sahilde, yani nisbeten sicakda, daha iyi yetişen misir, o zaman lazlarin yaşadiği bölgelerde yetişiliyordu.

civcive varek denildiğini de duydum ve okudum

Ermenicede var Civciv ve dzivdziv "yavru kuş sesi", ve Varryak (klasikde) ve Varek (dialektlerde)"tavuk, yenilecek kuş türü".

Misafir ağırlamak için evin hemen önüne yapılan mimariye de serender dendiğini

Acaryanin sözlüğünden.
+Sar "gazmadz. gah, garasi" yani tertibler, yani ev eşyasi, âlet falan.
Bundan gelmiş sarel "gazmel, padrasdel" yani hazirlamak, düzenlemek.
Sarvadzk ve sarkՍարք, yani âlet, cihaz.
Orijinal ermeni kelimesidir, yani başka dillerden geçmemiş ermeniceye.
Bi de "sari" var, bu sitün demek idիr.
Gelelim "and" kelimesine. Yine Acaryanin Armadakan sözlüğünden alintilar..
Sözlükde üç tane "and" var
1-And=ayndeğ", yani orada. Bunun bir ayri versyonu "ander". Mesela Andrkovkas Անդրկովկաս, yani kafkaslarin ötesinde. Orijinal ermeni kelimesi.
2-And= "ard", yani arazi, toprak. Daha çok kullanilir "hand" հանդ şekliyle". Orijinal ermeni kelimesi.
3-And= "seam, şemk", yani evin önü, evin giriş bölgesi. Yanliz kullanilmiyor, saklanmiş Drandi Դրանդի (b. ermenice tranti) kelimesinde. Dur (kapi) ve and-i (evin önü). Bu da orijinal ermeni kelimesi. Indo-European dillerde bunun akraba kelimeleri sayiyor Acaryan.
Սարանդեր Sarander= oturmak için techizat evin önünde.
Եթէ երրորդ «անդ» բառէն առաջացած է, եզակին Սարանդ կրնայ ըլլալ, որուն սեռականը (?) Սարանդեր, ինչպէս՝ դուստր-դստեր: Իսկ եթէ առաջին անդէն առաջացած է բառը, ապա անդր դառնալու նախադրեալ ունի այդ բառը: Հիմա այս հայերէն տողերը ի՞նչպէս տաճկերէն թարգմանեմ:
Hayrik
 
Posts: 193
Joined: 08 Mar 2007, 19:26

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby Hayrik » 28 Aug 2008, 14:21

"cemak" ifadesinin de kuzey anlamına geldiğini yine köydeki kişilerden duymuştum


Cemak aradim, yok. Bizde bu kelime dzmak diye olmali düşündüm, ve doğru çiktim.
Acarianin "Armadakan" sözlüğünden bazi alintilar-
Ծմակ dzmag «արեւ չտեսած՝ շուք տեղ ձորի մէջ» yani (güneş görmemiş՝ … yer derede).
Ճառընտիր «հիւսիսային (կողմը)», yani Carndir adli eski yazilar kitabinda "kuzey" anlamiyla gelmiş.
Acaryan diyor, Dervişyan tsmer (kiş) kelimesinden gelmiş olduğunu iddia ediyor, ve Zendcenin Zәmaka (kiş tanricasi) kelimesine benziyor. Hünkaryan tsamak (kuru, kuru toprak) kelimesindendir diyor.
yine köyümüzde bir dağın ya da tepenin adı "Salkaş" tır.

Sal սալ, doğadan ve ya insan eliyle տափակ (türkcesini bilmedim, Hagop lütfen tercume et) taş.
Kaş քաշ, iki anlami var. Birincisi çekmek, ikincisiyse weight.
Salkaş ne oluyor?
--
Kogis
-Գոգիս Gogis-kokis kucaklar,
-Կողքիս Kolkhis- tarihi Colch ülkenin ermenice yazi şekli,
-Կոգիս Gokis-Kogis- Gov ve Gok (Kog) ermenice inekin adlari. Kogi' ise, inekden çikan süt, tere yağ, falan. Bilmiyorum
Mermanat
Acaryani "Armadakan" sözlüğünden,
Marmand (Marmant) Մարմանդ «բարեխառն տեղեր», yani "iyi havali yer", çok sicak yada çok soğuk olmiyan iyi havali yerler.
Dialektlerde- Agulis, Alaşkert, Yerevan, Maku, Muş, Ozmi ve Van' da marmand' dir. Karin (Erzurum), Akhaltsikha' da marmant ve anlami "sakin " ve kullanilir su, ateş, dere (irmak) için.

Küçük çocukların üzerinden geçilmemesi gerektiği üzerine bir batıl inanış da vardır benim ailemin yaşlılarında

Bizdede var. Yoksa kisa kalirlar…
Hemşinlilerin özellikle Batı Hemşinlilerin Lazlara karşı bir antipatisinin de olduğunu ifade edebilirim.. Bu antipatinin nedeni bilmiyorum.

Tahmin ede bilirmiyim? Yalniş ola bilirim. Kritikinize sunarim.
bölgede yaşayan halklardan en son hamşenlilerin devleti olmuşdur. Saniyorum hamşenliler yönetici, lazlar ise yönetilen olmuşlar, ve bunun için, belki, karşilikli beyenmeme statüsü oluşmuş.
"oy oy nani nani oy oy

Bu kelimeler ermeni halk müziğinde de var. Çok eskiden, Hethanos tanrilarin (tanricalarin) tapildiği zamanlardan kalmişlar. Hem "Hoy" hem' de Nane – Nani- ve Nare tapilan tanricalar olmuşlar.
Bizde Hoynar var (su tanricasi-kadin). Başka kelimelerde var. Mesela Hoyakap (çok güzel).
Çahala yemeğini tencere de ezmeye yarayan tahta tokmağa da annem "tapiç" derdi.

Տափիչ Tapiç (b. ermenice dapiç) kelimenin "iç" eki ermenicenin çok kelimelerinde vardir. Mesela Tagiç (kapiyi vumak için alet), priç. Sözlükde diyor tapel տափել toprakin yüksek kisimlari ezerek bir "surface" (tercume lazim) yapmak. Yani tapiç ezmek için alet dir.
İneğin belli bir yaştakine "düve" deniyor ama bu kelime yöreye ait mi değil mi onu da bilmiyorum.

Acaryan'dan kisaltarak alinti-
+Տուար Touar (b. ermenice Douar) «արջառ» yani yetiştirilecek hayvan, yani davar. Davar kelimesi ermeni dialektlerden türkceye geçmiş.
pilita

Ermenicede plit բլիթ, çörek gibi bir çeşit yemek. Firinda pişirilir ve hamurdan yapilir.
Hayrik
 
Posts: 193
Joined: 08 Mar 2007, 19:26

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby Lidulit » 28 Aug 2008, 15:12

Pilita bir cesit hamur pisirme firini diyelim sacdan . Sizin plit dediginize biz pelit diyoruz buda ince acilmis hamur icinede peynir koyulur . Arap ekmeginede pelit denir .

Serender ismi kullanilmaz bizim oralarda ona naliye denir .

Evet cocugun üstünden gecildimi kisa kalir :D Cocugun sonra gönlü alinsin diye bidaha gecilir üstünden yine uzasin diye :D Abim beni cok kizdirmistir öyle :D


Patatesin iki ismi var bizim orda bir kartaf birde Yerelma denir, Hopa hemsinlileride galiba yerema diyorlar , galiba bizimkiler tam dil bilmedikleri icin yerema dan bir anlam cikartamadiklarinda yerelma demeye baslanmis . Yani yer elma türkcede yer ve elma anlami oldugu icin. Bu benim tezim ama dogru olmaya bilir.
Lidulit
 
Posts: 71
Joined: 03 Aug 2008, 22:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby ferahzade » 28 Aug 2008, 15:29

Değerlendirmeler için teşekkür ederim.... Artık köyü fazlasıyla bilmeyen bir kişi olarak bir miktar karaladım. Artık bundan böyle köyü daha iyi bilen ya da en az benim kadar bilenlerin foruma katkı sağlamalıdır. Etimolojik çalışmalar için hem yörede kullanılan Hemşincenin hem de Ermenicenin hem de Türkçenin bilinmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Ama ben maalesef baştaki iki dili bilmiyorum... Etimolijik çalışmalar keyifli olduğu kadar teknik de bir alandır... O yüzden dil ile ilgili değerlendirmeleriniz için bir şey söyleyemiyorum. Ama ben yörede olsaydım şunu yapmak isterdim. Mesela kendi köyümden hareket ederek bir kelime şablonu çıkarıp kim hangi şey ne diyor nasıl diyor sesler nasıl değişiyor.. Bunun için dil bilmek gerekmezdi. Fakat iyi bir ağız çalışması yapılmış olurdu....

Sevgi ve saygılarımla...

Ha... bu arada bölge mimarisi hakkında da ciddi çalışmalar yapılabilir. Bu sene köye gidip komşu köyleri de gezerek seranderlerin detaylarını çekmek, hikayelerin belgelemek istiyordum ama şartlar elvermedi..... Ayrıca tahta ve taşla birlikte örülmüş çok değişik evleri de görmüşsünüzdür. Bunlar da bence ciddi anlamda fotoğraflanmalıdır... Belki de yapılmıştır fakat fazla çalışma göz çıkarmaz... Daha ayrıntılara girilebilir...... Yine bölge insanın kılık kıyafetleri üzerine de araştırma yapılabilir.... Ne bileyim düşününce o kadar çok şey geliyor ki insanın aklına.....Hassasiyet işi işte.......
ferahzade
 
Posts: 42
Joined: 23 Aug 2008, 14:41

Re: Hemşin yöresindeki türkü, mani, deyim, vs folklorik malzeme

Postby Hayrik » 28 Aug 2008, 17:05

Patatesin iki ismi var bizim orda bir kartaf birde Yerelma denir, Hopa hemsinlileride galiba yerema diyorlar , galiba bizimkiler tam dil bilmedikleri icin yerema dan bir anlam cikartamadiklarinda yerelma demeye baslanmis . Yani yer elma türkcede yer ve elma anlami oldugu icin. Bu benim tezim ama dogru olmaya bilir.

Yerelma türkce'dir. Bu latinceden tam olarak çevirilmiş kelime'dir. Ne zaman ki Amerikadan yeni getirdiler, "yer elmasi" adini verdiler. Bati Ermenicede bunun adi Kednakhntsor (kedin=yer+khntsor=elma). Ermenistan'da rusca'dan te'sirlenerek, buna kartofil ve kartoşka diyorlar.

Artık köyü fazlasıyla bilmeyen bir kişi olarak bir miktar karaladım

Ne demek istediğiniz anlamadim sayin Ferahzade.

Etimolojik çalışmalar için hem yörede kullanılan Hemşincenin hem de Ermenicenin hem de Türkçenin bilinmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Ama ben maalesef baştaki iki dili bilmiyorum... Etimolijik çalışmalar keyifli olduğu kadar teknik de bir alandır... O yüzden dil ile ilgili değerlendirmeleriniz için bir şey söyleyemiyorum. Ama ben yörede olsaydım şunu yapmak isterdim. Mesela kendi köyümden hareket ederek bir kelime şablonu çıkarıp kim hangi şey ne diyor nasıl diyor sesler nasıl değişiyor.. Bunun için dil bilmek gerekmezdi. Fakat iyi bir ağız çalışması yapılmış olurdu....

Bu çalışmalar'dan evvela ben bir şeyler oğreniyorum. Bu forumda ermenice bilenler, ayni zaman latin harfleri'de okuya bilirler. Yani, mesela, Mermanat hakkinda ne yazdiğimi anliya bilirler. Unutmiyalim ki, bu forum, bütün Hamşentsinerun hamar e.
Sevgiler ve saygilar. :)
Hayrik
 
Posts: 193
Joined: 08 Mar 2007, 19:26

Next

Return to Türkçe · Турецкий · Turkish · Թուրքերեն

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 3 guests

cron

Rambler's Top100